Film etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Ölümlü Dünya Ölümlü İnsan

Ölümlü Dünya Ölümlü İnsan
Ölümlü Dünya

Ölümlü Dünya 2018 yapımı bir Türk filmi. Taze izlemiş bulunduğum bu film hakkında bir yazı yazayım dedim ama ne yazsam bilemedim. Film kötü değil. Ama iyi de değil..
Komedi aksiyon türünde bir film. Bazı yerleri iyi bazı yerleri kötüydü. Aslında izlediğim yabancı bir film olsa sanırım net kötü derdim. Ama film bize ait olunca sanki izlediğim filmde daha çok güzel şey bulmalıymışım gibi geliyor. O yüzden bu moddan çıkıp standart düz izleyici moduma geri döneyim.
 Sonunu bir yere bağlayamadılar bile. Zaman zaman sıkıldım. Hele başlarında.
Eski Türk filmlerinde kullanılan bazı müzikler kullanılmış. Başta iyi buldum. Fakat sonra diğer kullanılan müziklerle birlikte filmde alakasız durduklarını, bir bütünlük sağlayamadığını düşündüm.

Filmde 1000 yıllık bir kiralık katil organizasyonuna üye bir aile var. Sinek öldürür gibi insan öldürüyorlar. Bunu yaparken de hep bi umursamazlık hep bi geyik...Bir işlerinde sorun çıkıyor. Organizasyon denetlemeye geliyor. Ailenin babası, organizasyon oğlunu öldürmesin diye gelen denetçileri öldürüyor. Kaçmaya başlıyorlar. Filmin hikayesi bu. Arada bir de Begüm(İrem Sak) var işte bu aileden biriyle ilişkisi var hamile falan...
Her zamanki gibi sinemamızın olmazsa olmazı yerli yersiz küfürler...
İkinci kez açıp izlemek istemem. Önermiyorum.


Ölümlü dünya, ölümlü insan...Hangi şarkıydı bu diyengillerdenseniz sizi şuraya alalım.

Terminator Dark Fate - aka - Kadeeer Kahpe Kader, Ağlarını Ördün Mü

Yalan yok, Terminatör filminin ilkini izlemedim. Benim için serinin en iyi filmi 2. filmdir. Hatta Terminatör deyince benim aklıma o film gelir. Bir diğer iyi filmi de 4. filmidir. 2 ve 4 sağlam filmler, fakat bu son filmle yönetmeninden senaristine ne yapmak, nereye varmak istemektedirler meçhul.
Sarah ve John sahneleri çok güzeldi. Tıpkısının aynısı. Fakat o nasıl senaryo ilerleyişi? Mundar ettiler koskoca Terminatör'ü.
Terminatör 6
Terminatör Kara Kader

Duygusal boşluğa düşmüş bir Terminatör...
Aile babası Terminatör mü olur?
Arnold'u illa oynatma ısrarı nedir?
Filmin başında Grace'i Terminatör sandım ve filmden soğudum. Tepkileri mimikleri o kadar aşırı mimik, aşırı insandı ki bu nasıl oyunculuk bu nasıl Terminatör dedim. Ama meğersem insanmış. Geliştirilmişinden....Tamam, ilk filmde de insan gönderilmişti. İzlememiş olsam da biliyorum.
Lakin geliştirilmiş insanımız Grace, bir Sarah Connor kadar gelişmemişti. Devamlı hasta olup yerlerde süründü.
T-800'in vicdana gelip aile kurması saçmalığını geçelim. Bu senaryo, bu film bana çok gereksiz geldi. Alternatif bir gelecek düşünülmüş fakat olmamış.
Filmdeki tek güzel yan Sarah Connor'ı içermesi.
Arnold'u illa oynatacaklarsa benim hayalimdeki gibi oynatmalılardı.
O da şuydu:
Arnold, gelecekte bir yerde T-800ler için kopyalanmış/modellenmiş insan olmalıydı.
Yaşlı hali ile karşılaşan kahramanlarımız şaşırmalı ve akabinde Arnold'dan Skynet'in onun bedenini kopyalayıp t-800ler için nasıl kılıf yaptığını ve mümkünse de Skynet'ten nasıl kurtulduğunu anlatmalıydı. Alın size bir film senaryosu. Çok mu zor?

Ralp Ve İnternet

Ralph Breaks The İnternet

2018 yapımı Ralph Breaks The İnternet, bizdeki adıyla Ralp ve İnternet (Oyunbozan Ralph 2) filmini yeni izledim. Açıkçası yukarıdaki fotoğrafta Ralp'in yaptığı gibi ellerimi yana doğru açıp 'ama olmuş mu bu şimdi?' demek istiyorum. Yazı spoiler içerir ve baştan söyleyeyim önermiyorum bu filmi.

Sanki önceki filme göre kendi içinde bazı tutarlılıklarını çiğnedi. Vanellope başka bir oyuna girdi ve hayatına orada devam ediyor. Önceki filmde ise bu pek mümkün bir şey değildi.
Oyun karakterleri dükkan kapandıktan sonra diğer yerlerde dolaşsalar da açılış saati gelince mutlaka herkes yerli yerinde olmak zorundaydı.
Disney, kendini övdü desem değil...Ne bileyim...Böyle...Aha şu ilerdeki tarlaların hepsi benim der gibi sahibi olduğu şeyleri ve buna prensesler de dahil bol bol gösterdi. Adeta bir Maho Ağa...:D
Disney sanırım Ebay alışveriş sitesinin de sahibi ki bol bol gözümüze soktu. Hatta filmin merkezi gibi bile oldu. Gerçi bilmem belki de Ebay parası neyse verip kendine 1 saat 52 dakikalık bir reklam filmi çektirmiştir.
Youtube yerine başka bir site ismi uydurulmuş; Buzztube.
Bir oyun karakteri olan Ralp, videolar çekiyor ve insanlar izliyor.
Şimdi ne bekliyorsun film işte neler neler oluyor bu mu mantıksız geldi diyeceksiniz belki ama öyle değil işte. Film kendi dünyasındaki kuralları bol bol çiğnedi.
Yeni eklenen Shank diye bir karakter var ki hiç sevemedim. KnowsMore diye internet arayıcı arayüzü gibi bir karakter vardı. Bir tek onu sevdim. Gerisi fıss.
Birinci filmi ne kadar sevdiysem ikinci filmde o kadar daral geldi. Bu filmi izleyeceğinize gidin birinci filmi tekrar izleyin.

Resimle / Ressamlıkla İlgili Filmler

Resimle / Ressamlıkla ilgili ya da içinde resmin geçtiği filmlerden oluşan bir liste yapmaya karar verdim. Başlangıçta sadece 1-2 filmle başlıyorum, fakat zamanla güncelleye güncelleye bir liste halini alacaktır. :) Bu arada 1,2,3... diye sıralayacak olmamın filmlere verdiğim puanla bir ilgisi yok. Sadece düzen sağlamak için...

1. Büyük Gözler / Big Eyes - 2014





















2. Bean: En Büyük Felaket / Bean: The Ultimate Disaster Movie - 1997








Bir kdrama, bir film ve bir film daha

Son zamanlarda pek yazı yazmadım. Aslında birkaç ay önce Healer adlı kdrama ile ilgili bir yazı yazmayı düşünmüştüm ama kısmet olmadı. Hem Healer'ı  hem de son zamanlarda izlediğim bir iki filmi buraya eklemek istedim.



Healer - Hilleo
Bu diziyi nasıl tanıtayım, konusunu nasıl anlatayım bilemiyorum. Ama şöyle başlayayım : ) İzlemenizi tavsiye ederim. Fragmanına bakarak biraz fikir edinebilirsiniz.


Healer 2014 yılında başlayıp 2015 yılında tamamlanan bir kdrama. 20 bölümden oluşuyor. Türü romantik, aksiyon, gizem. Valla izleyeli aylar oldu. Detaylar doğal olarak uçtu gitti benden. Ama gerçekten güzel bir kdrama. Fakat şahsi fikrimce  finali alelacele yapılmış.. Ama genel olarak güzel. Esas kız daha akıllı olsa daha iyi olurdu ama. İzleyin.


Far from the Madding Crowd - Çılgın Kalabalıktan Uzak

2015  Britanya - Amerika ortak yapımı ve kitaptan uyarlama bir film. İsterseniz fragmana buyrun. 
 Bu arada baştan söylemem gerek kitabını okumadım. Yazarı Thomas Hardy'ymiş.
 Dönem filmlerini seven biriyim. Ama bunu değil.
.Bu filmdeki ana karakterle ilgili söylemek istediğim yegane şey...Bathsheba kendini zeki sanan bir gerizekalı.
Hakkında daha fazla bir şey yazma gereği duymuyorum. 




Northanger Abbey - Manastırda Aşk

2007 yılı yapımı bir tv filmi. Yine kitap uyarlaması...Jane Austen.
Esas kızımız gotik romanlar okumayı seven hayalci ve saf bir kişilik. İleride büyük bir mirasa konacağı fikriyle etrafını çıkarcı kişiler sarıyor. Daha fazla anlatıp da spoilerlara boğmayayım okuyanı. Bu filme karşı biraz nötrüm. İyi ya da kötü bişey diyemiyorum. Ama illa izleyin diyemeyeceğim. İzlemeyin de demiyorum. Ne iyi ne de çok kötü.

Biz Neden En Sondayız (T^T)

Minionlar'ın filmini sabırsızlıkla bekleyen ben acı bir gerçekle karşılaştım. Aslında zaten Türkiye'de vizyona giriş tarihinin çok erken olmayacağını biliyordum. Temmuzun sonlarında vizyona girecek diye aklımda kalmış. Bir süre önce kontrol ettim ve o da nesi? 4 EYLÜL! Türkiye vizyon tarihi 4 EYLÜL Yuh!! Bugün okullar kapanıyor. 4 eylülde nerdeyse okullar açılacak....
Üstelik şu linkten görüldüğü üzere en son bizim ülkemizde vizyona giriyor. Listenin dibindeyiz. Niye ama niye?! Avustralya'da ise sadece 6 gün (18 haziran) sonra vizyona giriyor.
Üçüncü trailer'ı izledikten sonra iyice bir beklenti içine sokmuştu. Kesinlikle çok güzel bir film bizi bekliyor. Pardon 'biz' bekliyoruz aslında. :(((((((


Pamuk Prenses ve Avcı / Snow White and the Huntsman


Ön not: Film 2012 yapımıdır.
Valla şimdi öncelikle belirteyim ki filme başlamadan evvel çok bi beklentim yoktu. Sebebi de Kristen Stewart'tı. Pamuk Prenses rolünü kapmasındaki en büyük etken Alacakaranlık'ta elde ettiği ün olmalı diye düşündüm. Hala da öyle düşünüyorum
Filme dönecek olursak:
Beklediğim gibi masal oldukça değiştirilmişti. Olabildiğince karanlık bir atmosfer yaratılmış. Vıcık vıcık bir romantizm söz konusu değil. Aksiyon daha ön planda.

Gerisi Spoiler İçerir

Kraliçe iyiydi hoştu ama bazen gereksiz yere bağırdı. Süt banyosu gibi bişey yapmaya kalkıştığı o sahnede kraliçeyi özgürlük heykeline benzeten bi ben olamam herhalde.
Ayna yok. Gong var. Dalga geçmiyorum. Bildiğiniz gong. Zavallı kraliçe bir gongda kendi yansımasını görmeye çalışıyor.
Sonra ormanda beyaz geyik sahnesinde de aklıma takılan şey şu; şimdi orası normal bir yer değil. Perilerin evi. Her yerde peri var. Tavşanların sırtlarında bile periler var. Anlatabiliyor muyum yani peri kaynıyor her yer. E o zaman bi peri de uyarmaz mı kraliçenin adamları geliyor diye?
Sonra bence kraliçenin başkasının kılığına girmesine hiç gerek yok ama tamam orijinal masalda da öyle.
Pamuk Prenses'in kraliçe ile dövüşmeye kalkışması saçma. Hele insanları gaza getirmek için yaptığı konuşma da hiç olmamış. Bir de benim bildiğim masalda Pamuk Prenses öpücükle uyanmaz. Uyuyan güzel değil ki o.
Herşeye rağmen film kötü gelmedi. Sıkılmadım.

Keep Calm And Love Minions ♥


Trailer'ı  gördüğümde nerdeyse ağlayacaktım.. ♥♥♥♥♥
Bu blogda daha önce bahsetmemiş olabilirim...Ama minionları feci derecede seviyorum.Minionlar filmi 2015'te 10 temmuzda vizyona girecek.


Nihayet ilk trailer yayınlandı. Fragmandan anlaşıldığı kadarıyla onlar hep varmış. :) Aşırı derecede yaşlı olabilirler bu durumda.
 Dinazorun,firavunun ve Drakula'nın yanlışlıkla ölümlerine sebebiyet vermiş olabilirler.
Fragmandaki favori sahnem 1:59'cu saniyeden itibaren.. Bob'un ''Batoğkaa'' tr.''Açııım'' deyişi ve akabinde Stuart'ın ''Banaanaa'' diye çıldırıp Kevin'i yemeye/yalamaya kalkışması. :D
Drakula kısmı da güzel. :D
Haftanın 7 günü olacak şekilde bi çizgi dizi/filmini yapsınlar oturur izlerim. ♥

Talihin Böylesi / La Chispa De La Vida

   Talihin Böylesi beklediğimden iyi çıkan bir film.
   Roberto evli ve 2 çocuk babası bir adamdır.Uzun süredir işsiz olan Roberto bir iş görüşmesine gider.Fakat yine işe alınmaz..Sonrasında geçirdiği bir kazayı fırsata dönüştürmeye çalışır.Fakat durumu fırsata çevirmeye çalışan sadece o değildir. 
Kan emici reklamcılar...Televizyonda göründüm diyen doktorlar..Bir taşı insan hayatından önemli görenler..Ve diğerleri...
  Peki ya Roberto bu kazadan sağ çıkabilecek mi?

A Dog Of Flanders


Önceden şöyle bir yazı yazmıştım. Adını Hatırlayamadığımız Filmler 4
Arayıp durdum ve sonunda nihayet bu filmi buldum.  -darısı aradığım diğer filmlerin başına-
Filmi izledikten sonra bu yazıyı güncellerim artık. :)

Séraphine

Birkaç gün önce Séraphine adlı filmi izledim. 2008 yapımı olan bu film 20. yüzyılda  yaşamış olan Fransız ressam Séraphine'in hayatını anlatıyor.

Séraphine aslında bir temizlikçi.Senlis'te yaşıyor ve oldukça da fakir.
Ressamlıkla resimle ilgili film arayışında olanlar izlesin..Lakin Séraphine'in hayatı gerçekten de iç karartıcı.
Bunlar da ressamın eserlerinden bazıları...



Adını Hatırlayamadığımız Filmler 4


Aradığım filmleri muhtemelen bulamayacağım.
Fakat yine bir adı bilinmeyen film yazısı daha yazıyorum.
Bu seferki filmi de yine çok hatırladığım söylenemez.
Bir çocuk var.Başta ufacık..Sonra biraz büyüyor.Resme meraklı.Meraklı olmasının yanı sıra yetenekli de..
Film eski bir zamanı anlatıyor.
Bir orman var.Ormanda da bir çingene kampı var.
Ha bir de sarışın bir kız var..Ama o kız çingene değil ve kampta da yaşamıyor.
Bu çocuk ve kız bu çingenelerin yanına gidiyorlar..Çocuk resimler çiziyor.Kızın resmini de çiziyor.
Çocuk nerde yaşıyor hatırlamıyorum ama yetim herhalde.
Sonra bir resim yarışması için çingene kampını resmediyor.
Fakat yarışma şaibeli olduğu için kazanamıyor.Yarışma jürisi ya da jürilerinden biri aslında bu çocuğun gerçek babasıydı galiba.Ama çocuk bunu bilmiyor.Baba da bilmiyor olabilir..O da ressam.
Aslında babası olmayabilir de...Ama aklımda babası diye kalmış. :S Başta söylediğim gibi çok da iyi hatırladığım söylenemez. Aslında çocuk çoban olabilir.
Filmin sonunda çocuk donma tehlikesi geçiriyor.Herkes onu aramaya çıkıyordu galiba..
Böyle bişeydi işte..

Bu yazıyı okuyup da filmi bilen yazsın şuracığa..

BULUNDU

Filmin Adı :

A Dog Of Flanders
▬▬▬▬▬▬▬▬

Adını Hatırlayamadığımız Filmler 3

Yine adını hatırlayamadığım bir filmle karşınızdayım..
Daha önceden aradığım filmleri de hala bulamadım..
Adını Hatırlayamadığımız Filmler 1
Adını Hatırlayamadığımız Filmler 2
Ama olsun..Belki bulunur bir gün.
Bu seferki film de şöyle..
Öncelikle yaşadıkları çağ Viktorya devri olabilir.Olmayabilir de..Ama o tarz giyiniyorlar.Uzun lafın kısası eski bir zamanda geçiyor diyelim.
Sanırım bu filmi başından itibaren izleyemedim.Hatırladıklarım şunlar..
Ünlü bir bahçıvan var.(aslında peyzaj mimarı da olabilir)Bu bahçıvan zengin bir ailenin bahçesini yapacak.Ama aslında bu adam söylediği kişi değil.Yani sahtekar.Ama bahçeyi yine de güzel yapıyor.
Ev sahibi bu bahçe yüzünden epey para harcayınca maddi açıdan dara düşüyorlardı..Aslında maddi açıdan dara düşmelerinin tek sebebi bu bahçe de olmayabilir.
Ev sahibinin bir kızı var.Sonunda bahçıvanla kaçıyorlardı galiba.
Böyle bişeydi..
Aramaya kalkıştığım an ise anlamadığım bir şekilde bahçe yazar yazmaz illa Gizli Bahçe filmi karşıma çıkıyor.
Sanki insanlık tarihinde bahçe ile alakalı yapılmış yegane filmmiş gibi..
Adını hatırlayamadığım Filmler 1'de de durum aynı olmuştu.Bahçe ile ilgili aradığınız bir film varsa Secret Garden'dan kaçış yok.

Bu filmin adını bilenler,hatırlayanlar, yazıversin şuracığa..
Niyeyse diğer filmlere oranla bu filmi bulabilme olasılığım daha yüksek gibime geliyor.

Frozen - Karlar Ülkesi

Bu film bir süredir izleme listemdeydi.Sonunda izledim.
Frozen, bizdeki adıyla Karlar Ülkesi 2013 yapımı bir animasyon film.
Tangled'te spoilerın feriştahını yemiş olduğum için bu sefer sakınarak hikayesi neymiş diye tanıtım yazısına hatta fragmanına bile bakmadan izledim.
Film kötü değil...Ama eksik geldi.
Bir defa Tangled'e biraz benziyor.Yapımcıları da aynıymış zaten.Özellikle burdaki geyiği ve Karmakarışık'taki atı karşılaştıracak olursak...İkisi de biraz köpeğimsi...Anna Rapunzel'i andırıyor.Seslendirme de aynıydı galiba.
Yine de...Filmin benzer yanları olsa da oldukça da farklı.Ama unutmadan yine müzikale kaçtıklarını da belirteyim.
Aslında hikaye başta çok hoşuma gitti.Hatta ilk 35 dakikası Elsa'nın kendi şatosu kısmına dek falan oldukça güzeldi.Ama ondan sonra daha farklı gelişse daha güzel olurdu.Kötü değil..Ama eksik bişeyler vardı.Ya da biraz daha farklı olmalıydı..

Anna'nın Olaf'ı ilk gördüğünde tekme atması gerçek bir refleks gibiydi.
Elsa da çok hoştu.Ama Elsa bebeem o yırtmaçlı elbisenle kırıtarak yürümen ne öyle??.Shrek'teki peri anneye döndün.Valla aklıma o geldi. :D  


Kötü bir film değil ama tekrar izlemek için can atılacak gibi de değil.Ben pek de beğenmedim.Lakin herkes benim gibi düşünmeyebilir.

Bu kadar yazı yazdım.Ama konudan bahsettiğim söylenemez.
Türkçe fragmanı belki daha iyi bir fikir verebilir.
            


----- Spoiler -----Dikkat Dikkat İzlemediysen Okuma!!!----Spoiler----



Ayrıca çok tuhafsın Disney...Hans'ı bi günde sevemezmiş ama Kristoff'u sevebilirmiş.Hans da hiç şaşırtmadı..Kafamın bi köşesinde şöyle düşündüm.Bu adam sonradan kötü çıkabilir.Ama çıkmayabilir de..50%50
Tamam yani Kristoff'la da evlenme kararı almadılar sonuçta..Ama gene de tuhaf..
Bi yüzeysellik vardı.

Ayrıca Olaf'ın güneş hakkında şarkı söylediği ve hayale daldığı kısımda çok sıkıldım.Sanki orayı fazla uzattılar.


Bir de Hans cidden salak..Madem gözün ülkedeydi..Anna'yı öp olsun bitsin..Gene sana kalır ülke..Ama sevmediğin için büyü bozulmayacaktı bir de o var..Olsun..Deneseydi..
Disney sanki kötü karakter sıkıntısı çekmiş de Hans'ı harcamış gibi olmuş.Aaa ama bizim mesaj almamız gerekiyor değil mi?
Yeni tanıştığınız bir kişiyle evlenmeyin..Haklısın Disney ne diyelim.

Kristoff'un küçüklüğünü gördüğümüz için kötü biri çıkma olasılığı sıfırdı.Ama Anna pek de seviyormuş gibi gelmedi.Hans olmadı o zaman Kristoff olsun bari beni kurtarır gibi bi durum oluştu.
Afişte Elsa ön planda...Hatta ben bayaa bayaa bi şimdi Elsa sahneye çıkıp ortalığın tozunu attıracak diye bekledim.Ama arkaya ittiniz.. :(
Anna iyi hoş ama...Elsa'nın güçleri var..Şato bile yaptı.. :) Hem bir günde evlenilmeyeceğini de biliyor. :D

Bir de Tangled'te şarkılar çok akılda kalıcıydı.Frozen'da ise sadece şu aklımda kaldı;
"  Kardan adam yapsak senle"  ve "Soğuk neyse beni hiç üzmedi" 
Benim yorumlarım böyle ama Disney en geç 2 yıl içinde bu filmin ikincisini de yapacaktır.

---Spoiler sona erdi---Yazı da sona erdi-----------------------

Powder

Uzuuun uzun zaman önce izlediğim bir film vardı.Aslında tam izledim de denemez.Ortasından itibaren yakalayabilmiştim.Ama değişik bir filmdi. İşte o filmden aklımda kalanlardan bazıları: Bembeyaz renksiz saçsız ama kirpikli bir çocuk,elektrik,yıldırımlar,ona kötü davranan serseri tipler,bu çocuğun adamın birinin saçına elektrik vermesi ve filmin son sahnesi.Özellikle de son sahnesi. Aklımda kalanlarla bu filmi aradım ve bulmayı başardım. Aradığım filmleri bulabildiğim zaman bi sevindirik oluyorum.Çünkü maalesef akılda kalan yarım yamalak şeylerle aranan film her zaman bulunamayabiliyor. Bu filmin adı Powder.




İmdb'nin demesine göre Türkçe adı Harika Çocuk.1995 yapımı bir film.
Filmin Türkçe adı niye Pudra yapılmamış hiç anlayamadım.Cidden bu kararları kim alıyor?
Filme dönersek,
Kendine has ama Makas Eller ve Yeşil Yol filmlerini de hatırlatıyor.
Bu arada başrolde olan Jeremy karakterini canlandıran kişinin Sean Patrick Flanery olduğunu öğrenince de inanamadım,hayretler içinde kaldım..Hiç benzetemedim valla.İmdb belki yanlış şeetmiştir diye filmin sonundaki jenerik yazılarına dikkat ettim.Gerçekten de oymuş. 0_0

İzlemek İstediğim (izlemem gereken) Seriler


1.Baba - The Godfather
Bu filmi aslında hep merak ederim.Ama bir türlü izleyemedim.
Bir aralar televizyonda oldukça sık yayınlanırdı.Ama tanıtım reklamlarında o kadar ağır görünüyordu ki bu durum sıkıcı bir film olduğunu düşünmeme neden oldu.Aslında o kadar ünlü bir film ki mutlaka iyidir.Ama izleyemiyorum işte..Sırf o sıkıcı fragmanların kabahati. :P
Ha pek alakası yok ama aklıma geldi de başrolde Ayşen Gruda'nın olduğu  Ana diye yerli bir dizi yapılmıştı.
Baba filmi artık ne kadar etkili ise...Onların Baba'sı varsa bizim de Ana'mız var.Heheeyyt.. :D





2.Yıldız Savaşları - Star Wars
Star Trek (Uzay Yolu) sever biri olaraktan mutlaka izlemem gereken bir seri..Ama olmuyor.Sanki sevmeyecekmişim gibi geliyor.Bir yandan da sevecekmişim gibi.Ama sanki Uzay Yolu'ndan sonra bana tuhaf-saçma gelecek diye de izleyemiyorum.Bir de oldukça değişik yaşam formları var galiba.
Bu arada değinmesem çatlarım..(aslında çatlamam) Star Trek'in sadece Mr. Spock'lu filmlerini seviyorum.En son çıkan filmlere ise diyecek bir sözüm yok.Para nedir ve nasıl boş yere harcanır?
Heroes'daki Syler'ı Spock yapmışınız.Hadi madem yaptınız...O nasıl berbat bi senaryo?O kadar parayı bu senaryoya mı harcadınız?
Birinci film o kadar kötü geldi ki ikincisini izlememek üzere bir önyargım oluştu.Ama eminim o da berbattır.Senaryo kötüyse Benedict de kurtaramaz Tom Cruise gelse de kurtaramaz.



3.Alacakaranlık -Twilight
Aslında ilk filmini izledim.Ama film boyunca hep bi hareket bi aksiyon bekledim.Bella'yı canlandıran oyuncunun hareketleri de sinir etti.Sönük bi vampir filmiydi.Diyelim ki bu filmin süresi 90 dakika.90 dakikayı doldurmak için sanki uğraşılmamış gibi geldi.Aslında belki şimdi izlesem farklı düşünebilirim bilemem.Ama bu seriyi izlemem lazım.Herkes izlemiş bi ben kalmışım.İzledikten sonra bir de bakıyormuşuz azılı bir Twilight fanına dönüşüverirmişim....Ahahah








4.Harry Potter
Yıllar evvel bu serinin 4-5 filmine kadar falan izledim.Ama sonra sıradaki filmi izlemek için ara verdim.Öylece kaldı.Tamamlamam lazım artık.Ama baştan başlamak zorunda kalacağım için tırsıyorum.Ara verince yine kalır falan.Ama baştan başlamam lazım çünkü ayrıntıları hatırlamam gerek.Pat diye 5-6 gibi başlarsam bişey anlamam doğru dürüst.
Bir de dublaj kötüydü galiba.Kaç yıl geçti ama o sesin Harry'e uymadığını hatırlıyorum.
Kendime not: Bu filmi bir de dublajsız izlemeyi dene.



Snoopy Sinemalara Geliyooor

Bu fragmanı görünce "hadi yaa :) " dedim. İzlemek isteyenler için fragman yazının altında mevcut.
Daha eskiden de başka kanallarda yayınlanmış olabilir bilmiyorum...Ben bu çizgi filmi kanal 7'de izlerdim.
Snoopy değişik bi köpekti.Kulübesinin içinde değil üstünde uyurdu. :) 
Sonra onun sahibi Charlie Brown..Snoopy'yi 5 dolara almıştı. Beyzbol oynarlardı.
Çoğunlukla (hemen hemen her zamandı sanırım) kaybederlerdi.Ama bir sefer kazanırlarsa forma sahibi olacakları için canla başla mücadele edip kazanmışlardı.
Snoopy Charlie Brown'un arkadaşı olan mavi elbiseli siyah saçlı bi kızı severdi diye hatırlıyorum.Bu kız ise piyano çalan bir çocuğu.Bu çocuk ise piyanosunu herhalde..
Sonra bu mavi elbiseli kızın (adı neydi bu kızın?internetten bakmicam şimdi..hatırladıklarımı yazıyorum sadece) bir kardeşi vardı.Bak çok ilginç onun adını hatırlıyorum.Laynıs..Yazılışı Linus gibi bişey olmalı..
Bu çocuk battaniyesi ile dolaşırdı.Charlie Brown'un sarışın bir kız kardeşi vardı bu çocuğu severdi.Hatta çocuğu battaniyeden kıskanırdı.Snoopy de bu battaniyeyi kapmaya çalışırdı.. (^_^) 
Başka karakterler de vardı...Onlara girmeyeyim en iyisi..
Snoopy'nin bazen uluyacağı tutardı ya böyle ağzından kaçırır gibi bi duygu selinden ya da coşkudan falandı galiba çok komik olurdu.Kulübesine uçak muamelesi de yapardı.Görmezdik ama uçardı galiba..Olurdu bişeyler.. :D Cadılar bayramında Linus Büyük Balkabağı'nı (neyse bu artık..) görmek için sabahlara dek beklerdi.Şeker toplayamazdı bu yüzden..
Ha bir de Snoopy'nin kankası sarı bir kuştu.Benim favori bölümüm ise Snoopy'nin rüyasında kızak köpeği olduğu bölümdür.Çok matraktı.Özellikle normal bir köpek gibi dört ayağının üzerine bastığı sahne şahane.
Şimdiki çocuklar bilmiyor bile muhtemelen böyle bir çizgi film olduğunu.Yaşlıyız lan...
Bu çizgi filmin müzikleri de çok güzeldi.
Birileri herhalde düşündü taşındı biz bunu 3 boyutlu halde sinemaya taşıyalım dedi.Çünkü Snoopy 2015 yılında sinemalara geliyor.Galiba bi akım var şimdi..Eski çizgi filmler yeniden çizilip 3d (3b) halde sinemaya geliyorlar.Ayı Yogi de aynı şekilde olmuştu.Onu izlemedim daha.
Arı Maya da yeniden çizilmiş..Plastik gibi olmuş..Ne zaman yeni halini görsem direkt aklıma bu geliyor.
Normalde Arı Maya bir animeydi.
Gelelim Snoopy'ye...Valla çizimler falan hoş güzel gibi.Müziklerini de koruyacaklar anlaşılan.Ama Snoopy fazla mı pofuduk duruyor ne?İyi gibi ama yine de..Arı Maya gibi plastik plastik değil..Animasyon biraz daha akıcı olsa daha da iyi olurmuş gibi..Görüciiiz bakalım...

Falling Slowly


Once filmini yeni izledim. Filme bayıldığımı söyleyemem. Yo yo kesinlikle kötü değil..Yanlış anlaşılmasın.
2006 yılına ait İrlanda yapımı bir film.Sade bir yapım.Sahte durmuyor.(bu ne demek yahu) 
Bu filmi izleme sebebim "falling slowly" şarkısıydı.Bu şarkının bir filme ait olduğunu öğrenince izleyeyim dedim.Filmden ziyade bayıldığım nokta bu işte..
Çok çok hoş güzel bi şarkı.Zaten filmi izledikten sonra bi de baktım şarkı Oscar almış.Bu arada pek araştırmadım ama filmin müzikali bile yapılmış.
Filmde sevdiğim diğer bir şarkı da "lies".
Karaoke yapılası bu şarkının sözleri de şu şekilde :

Falling Slowly

 I don't know you
 But I want you
 All the more for that
 Words fall through me
 And always fool me
 And I can't react
 And games that never amount
 To more than they're meant
 Will play themselves out

 Take this sinking boat and point it home
 We've still got time
 Raise your hopeful voice you have a choice
 You'll make it now

 Falling slowly, eyes that know me
 And I can't go back
 Moods that take me and erase me
 And I'm painted black
 You have suffered enough
 And warred with yourself
 It's time that you won

 Take this sinking boat and point it home
 We've still got time
 Raise your hopeful voice you had a choice
 You've made it now
 Falling slowly sing your melody
 I'll sing along


 Şu cover'ı bu sıralar orijinalinden daha fazla dinliyorum.Yalnız sonlara doğru şarkıya dalan vokal kız yanlış bir tondan söylüyor herhalde..

Ladri di biciclette / Bisiklet Hırsızları


Bisiklet Hırsızları (Ladri di biciclette) 1948 yılına ait siyah-beyaz bir İtalyan filmi.
Wikipedia  '' Film gerek yapım tekniği, gerekse de sinema estetiği açısından Yeni-Gerçekçilik akımının simgesi olarak kabul edilir. '' diyor.
Baştan söyleyeyim etkileyici bir drama filmi.Film sizi çok kolay içine çekiyor çünkü hikayesi basit -öyle görünür ama değil- ve olan olaylar olamayacak şeyler değil.Yani wikipedia'nın dediği gibi yeni-gerçekçilik.

Spoiler yemeyeceğiniz şekilde olabildiğince yalın bir şekilde tanıtmaya çalışıcam ki hep öyle yapmaya çalışırım birinin film zevkinin içine etmemek için.

Tangled / Karmakarışık


Karmakarışık (Tangled) filmini yeni izledim.Yapım yılı 2010.
Rapunzel masalını duymuşsunuzdur.Şahsen benim bu masalla ilgili bildiğim şeyler şunlardı;Bir cadı bir sebeple (ama nasıl bi sebep??) bir kızı alır kapısız merdivensiz bir kuleye hapseder.Yıllar geçer kızın saçları uzar uzar uzar..Cadı kuleye çıkmak için kızdan saçlarını pencereden aşağıya sarkıtmasını ister ve kızın saçına tırmanarak yukarı çıkar.Niye çıkar ama?Açlıktan ölmemesi için yemek falan getiriyor belki.Sonra bir prens geliyor vs..O da kızın saçları sayesinde kuleye çıkıyor vs..Sonra kızı kurtarıyor.Ve sonsuza dek mutlu yaşarlar vs vs vs.

Filmi izledikten sonra bir de şu masalın aslı nasıldır bir bakayım dedim.
Masalı benim gibi tam bilmeyenler için buraya da ekliyorum.