kdrama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Bride of the Century - Yüzyılın Gelini

Bu diziyi yeni tamamladım. 2014 yapımı bir Güney Kore dizisi. Toplam 16 bölüm ve her bölümü 60 -65 dk gibi bir süreden oluşuyor. Şimdi yazının daha başında konudan bile bahsetmeden tavsiye edip etmediğimi yazmak istiyorum. Ama ne yazsam ki? Aslında ilginç bir konusu var. Ama olmamış diyebileceğim de çok şey var. Ben dizide zaman zaman sıkıldım. Daha zeki bir ana karakter bekledim. Yoktu.
Aslında zaman zaman da eğlenceli. Entrika dolu ve gizemli mamafih(bununla birlikte :)) gerçekten olmamış çok şey var. Bağrıma basamadım bu diziyi. Sevemedim pek. Bence çok fazla mantık hatası içeriyor.
Konusu şöyle bişey: Şimdi zengin mi zengin bir aile var. Lakin bu aile 100 yıldır bir lanetin altındaymış. Ailenin ilk oğlunun evlendiği ilk kişi ölüyormuş. Eee ilginç değil mi? Ne olacak bu durumda? Afişte de gördüğünüz gibi iki kadın var. Fiziksel olarak aynılar. Fiziksel olarak aynılarsa ne olur? Yer değiştirirler. Evet konudan bu kadar bahsedeceğim sadece.
Bu arada başroldeki adam You are Beautiful'un Jeremy'si. Ben sesinden tanıdım . :D

Devamındaki yorumlarım diziyi izlememiş kişiler için sakıncalıdır. :)

----Spoiler----
İlk bölümlerinde zengin kız ortadan kaybolduktan sonra müstakbel kaynanası olacak hanımefendi kız davete gelmedi diye kızmıştı. Yani bir bakıma çocuk oyuncağı mı bu dedi kadın. Tabi kızın kaçtığından haberi yok. Fakat daha sonra öyle olaylar oldu ki çok fazla tepki almadı bu olaylar. Aslında bunu yazmasam da olurdu. Pek de önemli değil.
Neyse..
İlk öpüşme sahnesi fazla zorlama. Dizideki bazı şeyler fazla zorlama. Samimi gelmiyor. Hadi tamam. Bu bir dizi ve hatta kdrama. Eyvallah.
Esas oğlanın kızlar arasındaki farkı hiç hissetmemesi beni soğuttu resmen. Hadi tamam hiç hissetmedi bunu diyelim...Sonradan bir kerede anlayıverdi. Saçmalık. İnsan öyle bir durumda önce bu kız önceki yaşadığımız şeyleri hatırlamıyor ben bunu bir doktora götüreyim diye düşünür ya...Neyse.
Esas kız...Kızım sen seni öldürmeye çalışan insanlara tekrardan yemek mi gönderiyorsun??? Afedersin ama bu seni iyi,güzel, narin veya fedakar yapmıyor. Bu seni bir gerizekalı yapıyor.
Esas oğlan ve esas kız nasıl birden böyle birbirleri için ölecek kadar aşık oldular ben anlamıyorum. Gerçi dizinin ortasından biraz ilerisinde bir yerlerde sıkılıp ara vermiştim birkaç gün..Belki o yüzden anlayamadım. :P
Esas oğlan anneannesinin katil olduğunu öğreniyor. Ve tepkisine bakın. Allah aşkına...Hiç şok olma göremedim ben.
Esas kızın büyükannesinin finalde geçmişteki ilk gelin(ilk bölümdeki gelin) olarak ortaya çıkması gereksiz bir olay. Hikayede bir bütünlük falan sağlamıyor. Hayaletin bize ilk gelinin aslında ölmediğini göstermesi yeterli olurdu.
Zengin kızın abisi  (sanırım final bölümündeydi) esas kızı cilt bakımına götürdü. Bana bunun mantıklı bir açıklamasını biri izah etsin. Sponsor yüzünden falan demeyin ama. Niye o? Niye o adam götürüyor ya?? Niye tek başına gidemiyor?
☻Hayaletin daha ilk baştan kötü biri olmadığı belliydi. Hatta bu olayın sadece bir test olduğu da çok belliydi. Hayalet ilk bölümden favorim oldu hatta. Suyun altındayken gerçekten ürkünçtü.
☻Kötülerin sonunda pişman olması iyi yolu bulması fazla şey...Neydi o kelime? Aklıma gelmiyor. İyimser mi diyelim?
☻Hayalet niye zengin kızın annesinden intikam almaya çalışıyor ki? Kadın reenkarne bile olmuş olsa ne alaka? Onu öldüren kadın da ölmedi mi geçmişte...Eeee yani? Git o zaman konuş ruhuyla ne bileyim. Yahut git 100 yıl önce daha kadın yaşarken musallat ol ona. Zengin kızın annesiyle aslında hiçbir alakanız yok ki be gülüm. Reenkarne olayları bayaa bir var kdramalarda. Arang and the Magistrate ve  Rooftop Prince dizilerinde vardı mesela benim izlediğim.
☻Esas kız aklına estikçe ben gidiyorum kaçıyorum kafalarında. Fazla tekrarladılar bunu. Sıkıyor bi zaman sonra.
☻Esas kız zengin kızın yerine geçtikten sonra hiç rol yapmadı hemen hemen. Kafasına estiği gibi davrandı. Zengin kız balık yemez mesela.. Bizimki atlar yer de yer. Zengin kız hayvanlara yaklaşamaz. Bizimki kedi peşinde. Sahi o kediye ne oldu en son göremedim? Ne güzel yaratıktı. <3
☻Esas kız önceleri 3 adamı aynı anda dövecek güçtedir. Sonra hatta restoranında sarkan bir adamı bile kolundan tutup atar. Ama zengin kızın annesi gelip saldırmaya kalkışınca bir şey yapamaz. Kaçar ve hatta neredeyse boğularak öleyazar.
Böyle bişeyler vardı işte, bir sürü olmamışlık.
Bir de bir şey dikkatimi çekti, kilise.. ☺ Kız Kulesi olmaya aday bir kilise...

Bir kdrama, bir film ve bir film daha

Son zamanlarda pek yazı yazmadım. Aslında birkaç ay önce Healer adlı kdrama ile ilgili bir yazı yazmayı düşünmüştüm ama kısmet olmadı. Hem Healer'ı  hem de son zamanlarda izlediğim bir iki filmi buraya eklemek istedim.



Healer - Hilleo
Bu diziyi nasıl tanıtayım, konusunu nasıl anlatayım bilemiyorum. Ama şöyle başlayayım : ) İzlemenizi tavsiye ederim. Fragmanına bakarak biraz fikir edinebilirsiniz.


Healer 2014 yılında başlayıp 2015 yılında tamamlanan bir kdrama. 20 bölümden oluşuyor. Türü romantik, aksiyon, gizem. Valla izleyeli aylar oldu. Detaylar doğal olarak uçtu gitti benden. Ama gerçekten güzel bir kdrama. Fakat şahsi fikrimce  finali alelacele yapılmış.. Ama genel olarak güzel. Esas kız daha akıllı olsa daha iyi olurdu ama. İzleyin.


Far from the Madding Crowd - Çılgın Kalabalıktan Uzak

2015  Britanya - Amerika ortak yapımı ve kitaptan uyarlama bir film. İsterseniz fragmana buyrun. 
 Bu arada baştan söylemem gerek kitabını okumadım. Yazarı Thomas Hardy'ymiş.
 Dönem filmlerini seven biriyim. Ama bunu değil.
.Bu filmdeki ana karakterle ilgili söylemek istediğim yegane şey...Bathsheba kendini zeki sanan bir gerizekalı.
Hakkında daha fazla bir şey yazma gereği duymuyorum. 




Northanger Abbey - Manastırda Aşk

2007 yılı yapımı bir tv filmi. Yine kitap uyarlaması...Jane Austen.
Esas kızımız gotik romanlar okumayı seven hayalci ve saf bir kişilik. İleride büyük bir mirasa konacağı fikriyle etrafını çıkarcı kişiler sarıyor. Daha fazla anlatıp da spoilerlara boğmayayım okuyanı. Bu filme karşı biraz nötrüm. İyi ya da kötü bişey diyemiyorum. Ama illa izleyin diyemeyeceğim. İzlemeyin de demiyorum. Ne iyi ne de çok kötü.

The Master's Sun


The Master's Sun 2013 yapımı bir kdrama (Güney Kore dizisi). Türü ise; romantik, komedi, fantastik, korku.
Toplam 17 bölümden oluşuyor.
Konusu şöyle:
Tae Gong Shil adlı esas kızımız hayaletleri görebilmektedir. Ve bu durum da hayatını feci derecede etkiler.. Herkes deli olduğunu düşünür. Geceleri uyuyamaz. Bir gün Joo Joong Won adında bir adamla karşılaşır. İşe bakın ki adama dokunduğu anlarda hayaletlerin yokolduğunu farkeder. Farkeder farketmez de adama yapışır.  Joo Joong Won ise gözü paradan başka bir şey görmeyen zengin biridir. Tae Gong Shil'i başta deli sansa da çok geçmeden gerçeği anlar.

Mutlaka izleyin demiyorum. Ama izlenebilir.

Yazının devamı spoiler içerir. Hatta spoilerdan ibaret de olabilir.''''''''''''''''''''''''''''


Tae Gong Shil sarhoşken içine kedi köpek kaçması güzeldi.
Çocuğunu şemsiye ile döven annenin olduğu bölüm etkileyiciydi.
Piyanistin olduğu bölümde karısının 'sen titiz değil tembelsin' demesi güzeldi.
Kang Woo(güvenlik şefi)'nun hayaletlerden korkması güzeldi ama iyi kullanılamadı.
Enişte'nin karısına devamlı olur olmadık durduk yere ve her pot kırdığında ' saranghae ' demesi komikti.Başta dizinin kötü karakterlerinden biri olabileceğini düşünmüştüm ama alakası bile yokmuş.
Halanın seramik hayaleti korkunçtu.
Kahve seven hayalet iyiydi.
Hayaletleri evlendiren kadın korkutucuydu. Yahut yeni botoks yaptırmıştı.
Joo Joong Won'un Tae Gong Shil kilitliyken kilidi açması ama para mevzu olunca kapıyı açmaması ve kız kapıyı kendisi açınca da 'kapıyı ben açmadım kendisi açtı' demesi güzeldi.


Hafıza kaybı meselesi tuhaftı. Klişeydi demeyelim. İzlediğimiz çoğu şey zaten klişeden ibaret. Önemli olan nasıl işlendiği sunulduğu vs.
Joo Joong Won bazı yönlerden Secret Garden'daki esas oğlana benziyordu. Mesela yaşı. Mesela avm sahibi olması. Mesela hafıza kaybı geçirmesi.
Dizinin bir yerinden sonra çöken rehavet beni benden aldı. Hele eldeki ikizler malzemesi anca bu kadar kötü kullanılabilirdi. Herhalde senarist ikiz meselesine sonradan karar vermiş. Başka bir açıklama getiremiyorum.
Tae Gong Shil sonlarda fena saçmaladı. Joo Joong Won da etkisiz eleman gibi kaldı.
Daha iyi olabilirdi diyerek yazımı noktalıyorum.

You Who Came from the Stars


Taze izlemiş sayıldığım bu diziyi tanıtmak istiyorum.Türü bilimkurgu fantastik romantik komedi drama...Ama romantik komedi.
Yalnız ne kadar da değişik adları varmış bu dizinin..Bakınız:

You Who Came from the Stars
You from Another Star
My Love from the Stars
My Love from Another Star
Man from the Stars
Man from Another Star

Orijinal dilde nasıl söyleniyor nasıl bir anlamı var ki bu kadar değişikçe adlarla çevrilebilmiş??
Türkçesi ne o zaman bunun? Sevgilim başka bir yıldızdan..Yıldızlardan geldin...Yıldızlardan gelen adam...Böyle bişeyler herhalde..Olmayan İngilizcemle bu kadar şeedebildim.
2013 yılında yayınlanmaya başlanıp 2014 yılında tamamlanmış.Toplam 21 bölümden oluşuyor.-Çok tuhaftır İMDB 22 diyor-Her bölüm yaklaşık 60 dakika.
Esas oğlan (Do Min Joon) bir uzaylı.Esas kızımız(Cheon Song Yi)ise bir aktris.
Bu dizi en son izlediğim -ki hepsini de buraya yazdım- kdramalar arasında açık ara en iyisiydi.Hatta en iyiler listenize girebilecek bir kdrama.O yüzden baştan söyleyeyim..İzlemenizi tavsiye ederim.

Do Min Joon 400 yıldır dünyamızda yaşayan bir uzaylı.Zamanı durdurmak ve ışınlanma gibi yetenekleri var.Çok iyi işitebildiğini de eklemek gerek.Cheon Song Yi ise ünlü bir aktris.
Esas oğlan(uzaylı) tam da gezegenine dönmesine 3 ay kala esas kızla tanışıyor.Ve olaylar gelişir..
400 yıldır kaçındığı ne varsa hepsi başına geliyor.
Zaman zaman çok komik zaman zaman ağlatacak cinsten bir kdrama.

Dizideki kötü adamın kötü olduğunu,adamın ilk göründüğü sahneden anladım.Yüz ifadesinden falan değil...Konuştuğu konudan.Bunu bir kenara bırakırsak valla oyuncu (kötü adamı canlandıran)çok başarılı.
Dizinin esas kızı Cheon Song Yi biraz manyak/komik/megaloman bi tip.Çok komik ve şapşal olabiliyor..Olmayan ingilizcesiyle hava atmaya çalışıyor.'Upss sowry..'  Pek sevilesi bi karakter.
Do Min Joon ise cool bir uzaylı.Ama sonradan çok değişiyor.-Ne kadarsa spoilersız bir yazı yazmaya çalışıyoruz şurda.-
Dizi genel itibariyle güzel.Ama final bölümünden çok memnun kalamadım.Siz belki bayılırsınız..Bana aldırış etmeyin..

--------♣♣♠♠◘◘♦♦------Geriye kalan yazı spoiler içerir.

Esas kıza aşık olan diğer adamın adını hatırlayamıyorum.Aha durun bakıyorum..Adı Lee Hwi Kyung.Gayet iyi çocuktu.Hiç çirkeflik de yapmadı.Cheon Song Yi'nin peşinde 15 yılını heba etmiş..Yazık bee..
Yoo Se Mi onu kapamadı ya..Nasıl sevindim nasıl sevindim.. :D  Bi saniye 2017 yılındaki ödül törenine Yoo Se Mi ile gelen o değildi değil mi?Dimi????
Cheon Song Yi sarhoş olduktan sonra yaptığı şeyleri hatırladığı yerde çok güldüm.Gülünmeyecek gibi değildi. :D

Altta görmüş olduğunuz repliğe de gülmüştüm. :)  Aklıma geldiği için dur şunu fotoğraflayayım dedim.

Zavallı Do Min Joon ..Benim de olsa nutkum tutulurdu. :D 

Yoo Se Mi'nin çektiği fotoğrafta adam çok da düzgün görünmüyorken herkes tanıdı.Orda hem saçı da değişik..Burnu var..Ama ağız kısmı görünmüyor.Ne göz varmış herkeste..Ben olsam tanıyamam.

Cheon Song Yi ve -adını yanlış hatırlamıyorsam- Han Yoo Ra'nın  düğünde gelinin yanında poz vererek kapışmaları da güzeldi. Ama bana vücut geliştirmecileri hatırlattıkları için -eheh...bi tek benim aklıma gelmiş olabilir..onlar daha çok dergi kapağı çekimi için poz verir gibiydiler- ekstradan komiğime gitmiş de olabilir. (^_^)

Do Min Joon'un Cheon Song Yi'yi öptüğü zamanlar hasta olması da güzeldi.Hatta kız şöyle bişey dedi bi ara 'dur ben seni bi öpeyim de iyice bi bayıl'.
Güzel dizi..Ama finalinde eksik bişeyler var bence..Bir de NASA hiç el atmadı ışınlanma olayına..
Herhalde:
-Ağğbi feyktir bu yaa..  dediler.

Rooftop Prince


















 Bir kdrama serisini daha bitirmiş bulunuyorum. Bu seferki dizimizin adı Rooftop Prince (Türkçesi Çatı Prensi gibi bişey herhalde).

 2012 yapımı bu kdramanın konusu şöyle: Kore'de günümüzden 300 yıl öncesi sarayda bir cinayet işlenir.Öldürülen kişi de veliaht prensestir.(spoiler sayılmaz bu) Prens cinayeti araştırmaya başlar.Sonra birden  3 adamıyla birlikte geleceğe ışınlanır.Işınlandığı yer de Pak Ha'nın çatı katındaki evidir.Evinde 4 yabancı olduğunu görünce Pak Ha'nın aklı çıkar..Vs vs..Hem fantastik hem komik hem de dramatik bir dizi.
Not: 20 bölümden oluşmakta.

 Şahsi fikrimce özellikle 1. bölüm çok güzel.Gel beni izle ulan diye bağıran bir bölüm resmen.

 Cheongdamdong Alice ve Birth of a Rich Man'den sonra pek güzel geldi bu dizi.Boğmak istediğiniz karakterler daha dozunda.(Ama onları da gerçekten boğmak istiyoruz)Cheongdamdong Alice'te ise korkunç bir orantısızlık vardı. Herkesi boğmak istiyordu insan. Esas oğlan dahil buna. (Salaksın olm..)
Birth of a Rich Man ise..Ne bileyim...1 bölüm sanki 3-4 bölümmüş gibi geliyordu.Saçmalaması dozunda gelmiyordu..Çok şeedemedim..Sevemedim..
Rooftop Prince ise bana daha izlenilir geldi. Ama özellikle son bölümlerde sıktı beni biraz..İzlemek için hiç acele etmedim.
Gelgelelim bi sürü sırıtan şey var dizide.Bir ikisini spoiler ibaresi altında deşicem..Ama benim asıl şikayetim sonundan.O son olmamış.Cık

Spoiler yemek istemeyen devamını okumasın.


---------#--------Spoiler--------#---------

Sırıtan şeylerden bir ikisi:
 Se Na kartpostalda imzayı gördü tamam da..Görür görmez resmin 2 yıl önce çizildiğini nasıl çözdü?Adam belki yeni yaptı resmi olamaz mı?Zaten aynı evde yaşıyorlar..
 4. Bölümde bir sahnede gece iken diğer yerde gündüz ya da tam tersi .Gerçekten can sıkıcı bir durum.
Pak Ha'yı canlandıran oyuncu kahkaha atmada kendini geliştirmeli. Çünkü yapmacık duruyor.
 Bazen olaylar çok atlamalı geçiyor.Sanki montajda bir sorun var gibi.Ya da yönetmende bir sorun var gibi.Belki durumu iyi tarif edemedim ama izleyen anlar.
 En başından beri gölde boğulan kişinin kim olduğu belliydi.Yani şüphe duyulacak bir yan yoktu.
Ama neden boğulduğu konusunda merakım vardı.
O şekil olduğunu beklemiyordum.Bile bile ölüme gitmiş kızcağız.
Amma ve lakin veliaht prens olayın öyle olduğunu nasıl çözdü??

Telefonlar,internet,ses kayıt cihazları hatta araba kullanmak..Çok kolay halletttiler.Ama buralara takılmıyoruz.

 Dizinin kötü adamı kazayla zincirleme katil olabilecek bi tip.Kuzenini kazayla öldürür gibi olur. Aynı şekilde de prensi kazayla öldürecek olur.Se Na'nın annesi (gerçek olmayan) de gidiyordu nerdeyse..

Se Na Lee Gak'ı saydam görünce yeterince reaksiyon göstermedi sanki.Belki de yeterliydi..Ama daha bi korkmasını beklerdim o an.
Pak Ha'nın annesi daha Se Na'nın sahtekarlığını yeni görmüşken Pak Ha'nın fotoğrafını görür görmez tek soru sormadan kızıııım diye atlaması biraz şey......İnsan bi durur,şüphelenir..

Bu arada anneleri tam bir guguk kuşu.Yumurtayı bırak kaç..Yumurtayı bırak kaç..

 Nilüfer çiçeği kızımızın bence peçe takmasına gerek yokmuş.Peçe bana yüzünün bir yarısının komple yandığını düşündürtmüştü.Ama peçenin amacı -aslında senaristin- prens Pak Ha'yı tanıyamasın diye.
Prensin adamlarına gelelim..Diziyi onlar götürmüş bayaa bayaa..En son hatırladığım Pak Ha ve Lee Gak'ı dışarda yakaladıklarında hızlı hızlı yürüyerek kovalamaları oldukça eğlenceliydi.Pilavlı omlet işine girmişler diye haber aldık en son.

Son olarak da final bölümü hatta final sahnesi hakkında yakınmak istiyorum.Orda ne oldu biri bana anlatsın.Valla..Ne oldu orda??
Şimdi Tae Yong komadan çıkmış.Burası tamam.
Komadan çıkınca Pak Ha'nın dükkanına geldi.Burası da tamam.
Pak Ha'dan yine hoşlanıp resmini çizdi ve onu yine bir yere çağırdı.Burası da tamam .
Ama gelen kimdi?
Tae Yong geldi ve geldikten sonra prense mi dönüştü?Yani Tae Yong'u komple ortadan kaldırdılar da yerine Lee Gak mı kaldı?
Yoksa gelen zaten Lee Gak mıydı?Malum prens ellerini arkasında birleştirir.
Ama gelen kişi önce 2012 Kore'sinin kıyafetleriyleydi.Sonra üstündekiler prensin kıyafetlerine dönüştü.
En mantıklısı Tae Yong'un ortadan kaldırılması gibi.
Ama öyle de olsa böyle de olsa hatta ben anlayamamış olsam bile o final sahnesi olmamış.

---------#-----Spoiler-------#----------

Birth Of A Rich Man - Zengin Bir Adamın Doğuşu


Bu diziyi yeni tamamladım. 2010 yapımı bir kdrama..20 bölümden oluşuyor.
Dizinin konusu ise şöyle: Babasını hiç tanımamış olan Choi Seok Bong,onun bir milyarder olduğunu düşünmektedir.Bu durumda o da bir milyarderin oğlu olmaktadır.Öyleyse babasını mutlaka bulmalıdır.
Şimdi pek iyi hatırlayamıyorum ama birinci ikinci bölümleri fena değildi galiba..Ondan sonra ne olduysa sıkmaya başladı.1 bölüm yerine sanki 2-3 bölüm izlemiş gibi olmaya başladım.Ortalama bir bölüm 65 dakika falan...Ama bunun süreyle alakası yok.(ahaha bizim diziler 90 dk)Tek bir bölümde sanki fazla olay ve de fazla saçmalık vardı..
Ne zaman ki şu otelden kurtuldular işte o zaman biraz daha izlenebilir/katlanılabilir bir hale geldi.Çünkü ondan önce diziyi bırakmayı düşündüm.Devam etmemin sebebi yarım bırakmayı istememekti.Çünkü altı üstü 20 bölümden oluşan bir dizi işte...Kdramalar bu yönden Türkiye'ye örnek olmalı.
Düşünsenize, bizde yıllardır Deniz Yıldızı gibi diziler devam etmekte..Deniz Yıldızı demişken...İlk bölümlerinden bazılarını izlemiştim.Daha sonra itinayla zapladım.En son geçenlerde reklamını gördüm..Sanırım farklı bir kanalda devam edecekmiş..Bir de baktım (reklamına) eski oyunculardan sadece 2 kişi kalmış.. o_o
Başroldekiler,yan roldekiler falan kimse kalmamış ama dizinin adı bile değişmeden hala devam ediyormuş..
Deniz Yıldızı dedikodusu yapmayı kesip devam ediyorum.
Ne de olsa sadece 20 bölümcük diyerekten izledim.Zaman zaman saçma sapan,zaman zaman da komik sayılabilecek bir dizi.Ama tırt geldi.Senaryo azıcık daha iyileştirilse daha iyi olacakmış.Allah aşkına holding patronunun gönderdiği,çakıyla adam kaçırmaya çalışan(aslında çalışmayan..aslında Cüneyt Arkın'ın  Battal Gazi türü filmlerindeki gibi vursun da yıkılayım diye bekleyen tipler..ki o filmlerdekiler bile daha inandırıcı olabilir..) 6-8 kişi kişi var.Tabanca yok...
Tabi olmasın ama biraz özen gösterin yahu...Daha neler var da..Hepsini yazacak değilim.
Bu dizi aslında anime olarak yapılsaymış çok daha iyi olurmuş.Valla anime olmaya çok müsait geldi.

Son bölümde Boo Tane Hee'nin sekreteri kiminle evleniyor mevzusu güzeldi.Güldürdü.

Mutlaka izleyin denilecek bir dizi değil.İzlemek isterseniz de size kalmış...

Cheongdamdong Alice


Hele şükür bitirdim bu diziyi..Zaman zaman çoğunlukla ya da hemen hemen her bölümde Han Se Kyung'dan nefret ettim.İnsana benzediği zamanlar da oldu tabi..Ama...
 Ben komiklikli bir aşk hikayesi izlemek istemiştim ve de beklentim farklı olunca da hayal kırıklığına uğradım..
Önceki yazımda senarist saçmalamış demiştim.Yok..Vazgeçtim bu düşünceden..Senarist bir aşk hikayesi yazmak istememiş ki..Onun niyeti başka bir şeymiş onu gördüm.Anlatmak istediğini anlıyor ve özür diliyorum sayın senarist (Sanki okuyacak burayı da...Sanki Türkçe biliyor da...) .
Ama çok bilirmiş gibi yine de yorum yapmak istiyorum. :D O yüzden..Bu yazıyı diziyi izlemeden okuyan biri varsa (okuyacak olan var mı ki?) dikkat dikkat! Spoiler yeme ihtimalin olabilir.
Bi defa sayın senarist, Han Se Kyung ile  Cha Seung Jo aşkı çok zorlama duruyor.Aşk olmadığı için de olabilir tabi bu durum.Keşke o konuda azcık daha farklı şeetseydin.Yoksa iyi yani..
Han Se Kyung bence kendinden başka kimseyi sevmiyor.O son bölümde tersiymiş gibi göstermeye çalışsan da tüm o gidişattan, olaylardan, onun düşünce ve hareketlerinden sonra böyle düşünüyorum.
Cha Seung Jo ise..O zaten en baştan Han Se Kyung'u değil hayallerini seviyordu.Yo yo bunu izlediğim son bölümlerden çıkarmadım.Bunu zaten izlediğim ilk 8 bölümde üstelik daha çok çok önceden 8'e varmadan gördüm.
Cha Seung Jo eski sevgilisi yüzünden çıkar olmaksızın birbirini seven insanların varlığını kabul etmiyordu.Han Se'nin mektubundan etkilendi.Çünkü Han Se'nin çıkarı olmaksızın birini sevdiğini gördü.Sonra da neymiş efemm ilerleyen 1-2 bölümde Han Se'ye aşık olmuşmuş.Yok öyle bişey..O sadece aha dedi..Para para demeyen bi kız.Yani mektubu sevdi.Hayalindeki gibi bir aşkın olduğunu düşündü.Sevdiği Han Se değil..
Han Se hep dümdüz bir ifadeyle durdu tüm dizi boyunca.Sonra Seung Jo'ya sevimlilik yapacam(rol keserken) derkenki yüz hallerini gördüğümde nefretim kombo yaptı.Hareket ve düşüncelerinden de belliydi ki Sekreter Kim'i bile sevmedi o be..Yani önceki yazımda karaktersiz dedim ama Seung Jo'nun eski sevgilisi bile daha içtendi ya..
Bir de şu arabulucu mudur çöpçatan mıdır şu adam...Tommy Hong. Han Se Kyung bu adamla çok daha iyi bir çift olabilirmiş.Çünkü Han Se   Seung Jo'yu aptal yerine koyarken bu adamla hep daha samimiydi.Sayın senarist, keşke son bölümde izleyiciyi ters köşeye oturtup bu ikisini çift yapaydın.Valla tadından yenmezdi ve daha gerçek olurdu.
Aha.. şimdi baktım da senaryoyu 3 kişi yazmış.Senarist değil senaristler demem gerekiyormuş.
Son olarak..Bu dizide bir Alice varsa o da Cha Seung Jo'dur. Alice Harikalar Diyarında'yı okumadım ama böyle düşünüyorum.

Bu bu niye böyle?


Uzun süredir kdrama izlememiştim. Güzel bi tane bulayım da izleyeyim dedim. Cheongdamdong Alice'te karar kıldım.Konusu klişe, zengin erkek fakir kız...
Neyse konu klasik olabilir ama önemli olan nasıl işlendiği sunulduğu vs . Yoksa her şey klişedir.
16 bölümden oluşan bu diziyi baaaşladım izlemeye.
Bu arada ben yeppudaa  sitesinden izledim. Çeviri yapan kişiye ya da kişilere teşekkürler.Ama altyazı sorunluydu.Yazım yanlışları elbette olabilir bir şey. Ama oldukça sıktı. Sanırım son kontrol yapılmadan eklenmiş. Yahut da çok aceleye gelmiş.
Neyseee..Nerde kalmıştım...? Henüz tam yarısına dek izledim o da 8. bölüm oluyor.Ama diğer bölüme geçmeye pek hevesim yok.
Dizi klasik fakir kız zengin oğlan hikayesinden biraz daha farklı.Klişe çok da klişe değilmiş.Ama bu farklılık iyi mi kötü mü?

Not: Dizide Nazım Hikmet'in şiiri okundu.

Han Se Kyung dizimizin fakir kızı.
Cha Seung Jo ya da diğer adıyla Jean Thierry Cha ise dizimizin zengin erkeği.
Han Se Kyung başlarda iyiydi de ilerleyen bölümlerde ona çok gıcık olmaya başladım.Şu eski sınıf arkadaşı olan kız zaten ibretlik bir karaktersizken...
Kızım manyak mısınız lan?
Karşınızda  Jean Thierry Cha gibi biri var..Nasıl sevimli şeker tatlı psikopat akıllı zeki manyak karakterli bi de yakışıklı başarılı zengin bir karakterle öyle alelade oynuyorsunuz?Çekmediği kalmadı lan sizden...Bi ara o  kadar sıkıldım ki diziyi bırakmamamın tek sebebi  Jean Thierry Cha karakteri ve madem başladım bitireyim bari dedim. Gerçekten çok tuhaf lan..

Bu sahnede kurduğu hayalden sonra coşan bir  Jean Thierry Cha var. :D

Tek bir karakter için ilk defa dizi izliyorum sanırım.Senaryo yerlerde olunca da izlemek işkenceye dönüşmeye başlıyor.Koca dizide izlenesi karakter sayısında nasıl böyle bir kıtlık olur?İnanılır gibi değil..İlla çok iyi kalpli karakter yapın demiyorum ama ne bileyim mesela The King 2 Hearts izlemiş olanlar hatırlasın lütfen M kulübünün başındaki adam mesela...Senarist o karakteri gerçekten ince işlemiş olmalı.Oyuncu da gerçekten harikaydı.Adam kötüydü ama kendini izletiyordu.O dizide de saçmalıklar vardı.Dizi bu, mükemmel olana rastlamadım daha.Ama yan karakterler olsun, iyisi-kötüsü olsun,tutarlılığı olsun,konusu olsun işlenişi olsun...Uğraşılmıştı.Ve şu anda bu iki diziyi kıyaslamak da belki büyük bi saçmalık ama The King Two Hearts dizisinde 10'a yakın favori karakteriniz olabilecekken Cheongdamdong Alice'te bu sayı sadece 1.

Cheongdamdong Alice'e geri dönelim.

Dizi iyi başlamışken daha iyi devam edebilecekken senarist saçmalamış...Bi defa şu çöpçatan...Buna niye bu kadar yer verildi yahu?-evet bir insana/karaktere 'bu' dedim. 'o' demek fazla kibar kaçacaktı.- Tam bir saçmalık...Her şeyin dışında olmasına rağmen her şeyin içinde.
Baştaki bölümlerde dedim tamam..İyi dizi bu. İş hayatının gerçek yüzü ve insanların insanlara olan bakış açısı vs. Ama sonra konu saçma sapan oldu. Esas kızımız bencil  yeteneksiz birine dönüştü.Hayır yani  Han Se Kyung günlüğü aldı ve önceki fikirlerini değiştirip başka bir yoldan gitmeye karar verdi  tamam. Ama bu kız tasarımcı olmak istiyordu be..Yeteneksiz değildi ki..Sadece fakirdi.Ruhsuz çıkarcı değişik bişey oldu.Tam bi kelime bulamıyorum.  Jean Thierry Cha'ya layık olabilecek bi kişi yok koca dizide.Yazık.Eski karısı/sevgilisi gerçekten ibretlik bir karaktersiz. Esas kız zaten esas olamayacak derecede ruhsuzlaştı sinir bozucu ya kelime bulamıyorum..Küfretmicem..Ama sevgi mevgi yok onda.Bu çok aşikar.(aşikar kelimesini ilk defa kullanıyorum ahaha) Müdür kadın var bir de..O kendi kendine düğün planlamakla meşgul.
 Jean Thierry Cha, yavrum kaç kurtar kendini bunlardan.Valla bak..Paris'e mi gidersin nereye gidersin arkana bakmadan koş.Bunlardan sana yar olmaz.Ama gene de kesin evlenmişsindir sonunda o ruhsuz Han Se ile..

Uzun ve karışık bir yazı oldu.. 8. bölüme kadar izledim.Ve zorla da olsa bitirmeye çalışıcam.Ama gönül rahatlığıyla tavsiye etmiyorum.

Güneşi Beklerken ve Diğerleri

Güneşi Beklerken

Bu yaz dizinin fragmanını görür görmez anlamıştım. Hana Yori Dango Türkiye'ye uyarlanıyordu. Aklımdan şöyle geçti 'Kaç sezon uzatabilirler? Belki güzel olur.. Olmaz...'
Bizim dizilerin reklamsız hali 90 dakika falan olunca insan iyi bişey beklemeye korkuyor. Sahi bi kampanya vardı yerli dizi yersiz uzun diye..Ne oldu ona?

Ben yıllar önce ilk olarak dizinin Güney Kore versiyonu olan Boys Over Flowers'ı izledim. Bunun da bir uyarlama olduğunu öğrenince merak edip orjinalini izlemiştim. Yani Hana Yori Dango'yu.
Hani Yori Dango da mangadan uyarlanmış.Animesi de varmış. 

Bu arada Boys Over Flowers (Yaban Çiçeği) Türkiye'de de yayınlandı ya da hala yayınlanıyor. Ama o dublaj yok mu?Ah o dublaj..Esas kızın sesi o kadar uyumsuz bir ses ki.. Resmen izleme diye bağırıyor dublajı.
Neyse bunu geçelim..


Güneşi Beklerken'i oturup izlemeye her yeltenişimde engellendim. Engelleyen de bizzat dizinin kendisiydi.Yahu bu bir gençlik dizisi.. O kadar orta yaş üstü insanın ne işi var orada? Diziyi sezonlarca süründürmek için sanırım epeyce karakter eklenmiş. Bence olmamış.
Ayrıca esas kızın babasıyla ilgili de karman çorman bi hikaye uydurulmuş. O da olmamış.
Ha şimdi bu kadar ahkam kesiyorum da oturup bu diziyi gerçekten izledim mi? Hayır.
Her rastgelişimde biraz baktım.İzlemeyi denedim ama yok. Olmuyor.
Reklamlarda ne zaman görsem bakıyorum bi dram havası.
Ve yine reklamlardan edindiğim fikre göre hikaye aşırı değiştirilmiş. Başka bir şeye dönüşmüş.

Boys Before Flowers
Belirttiğim  gibi dizinin önce Kore  sonra da Japon versiyonunu izledim. İkisi de izlenir. Ama hangisi daha iyi derseniz bence Hana Yori Dango ezer geçer.
Kore versiyonundaki esas kız çok sinir bozucuydu. Böyle odun gibi bişeydi..Salakça hareketleri vardı.Esas kızın pek sevilmemesi (en azından benim tarafımdan) de bir sorun yani.

Hana Yori Dango
BOF'u izledikten sonra Hana Yori Dango başta garip geldi. Ama hemencecik farkını belli etti. Buradaki esas kız daha sempatik. Kore versiyonundaki kız daha beleşçi ve vurdumduymazken buradaki kızımız daha gururlu. Hikayenin işlenişi de daha güzeldi. Bir de burdaki esas oğlan da daha şapşal ve komik.


Sahi bizim uyarlamamızda komedi unsuru var mı?Ben hiç rastlayamadım da...