nostaljik diziler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Yeditepe İstanbul ve Eser Miktarda Karate Can İçerir #evdekal

Yeditepe İstanbul

 Muhtemelen yılın en güzel zamanlarını eve tıkılarak geçiriyoruz. Bahar geldi. Ağaçlar yeşeriyor, çiçekler açıyor, hava ısınıyor ve biz evde kalmak zorundayız. #evdekal


 Bugün Trt1 nostalji kuşağında Yeditepe İstanbul dizisini izledim. Sanırım Trt iki bölüm arka arkaya verdi, çünkü bölüm bittiğinde 2. bölüm sonu yazıyordu. Bilmem belki de sadece 2. bölümdü ama bana 1. bölümden başladı gibi geldi. Neyse...
Dizi ilk 2001 yılında yayınlanmaya başlamış. 47 bölüm. Maalesef o zamanlar bu diziyi izlemedim. Hatta varlığından haberim olduğunu da sanmıyorum. 2001 senesinde muhtemelen Yılan Hikayesi, İkinci Bahar vb dizileri izliyordum. Uzun lafın kısası Yeditepe İstanbul dizisini bugün ilk kez izledim.
Diziyi beğendim. Günümüz dizileri gibi değil. İnsanı sıkmıyor. Tek bir karakterle de sınırlı değil. Sanki herkes başrol. Ama kimse o kadar da öne çıkmıyor. Nasıl anlatsam? Herkes kendine has ama kamera sizi bayacak kadar tek bir karakteri göstermiyor. Ama kopuk kopuk bütünlüğü olmayan olayları da göstermiyor. Her karakteri merak ediyorsunuz.

 Konusu kısaca şöyle başlıyor; Zengin bir adam iflas ediyor. Karısı ve kızını ardında bırakıp intihar ediyor. Kadın kızıyla beraber tüm o lüksten sonra fakir bir mahalleye taşınmak zorunda kalıyor.
Yalnız söylemeden edemem ki oyuncu kadrosu hiç beklemeyeceğiniz kadar zengin.Yok yok.
Tek tek yazmayayım buyrun: wikipedia-yeditepeistanbul
Ha eğer ben isim olarak bilmem sima olarak bilirim diyorsanız şöyle buyrun: sinematürk-yeditepeistanbul


İkinci Bahar'ı izlemiş olanlar sevecektir. Çünkü bir mahalle ortamı var. Kimse çok zengin değil 'şimdilik'. Şimdilik diyorum çünkü devamını izlemediğim için bilmiyorum. Ama aniden bir karakterin yalı ya da malikaneye taşınacağını sanmıyorum.
Bunlardan alakasız olarak izlerken o zamanlar Meral Okay İkinci Bahar'da oynuyordu diye düşündüm. Emre Kınay da Yılan Hikayesi'ndeydi. Ruhi Sarı ve Günay Karacaoğlu Yarım Elma'da bu diziden sonra birlikte oynamış olmalılar. Fırat Tanış'ın gençliğini görmek sürpriz oldu. Özgü Namal'ı ise muhtemelen ilk kez Karate Can dizisinde görmüş biri olarak bu dizide görünce şaşırdım.

Karate Can dizisinin muhtemelen tekrarlarını izlemiş olduğum içindir diye düşündüm ki tarihine bakayım dedim...Karate Can da 2000-2001 yapımı gibi...
Yalnız İmdb sayfasına bakayım dedim de Karate Can neymiş böyle ya?
Müzikler Cahit Berkay, yönetmen Kartal Tibet. Zaten diziyi bilenlere Cüneyt Arkın'dan bahsetmeme gerek yok sanırım.
Karate Kid'in bir nevi yerli uyarlama dizisiydi.
Harika Çocuk Onur
Karate Can

Harika Çocuk Onur'un başrolde olduğu bir diziydi. Özgü Namal'ın karakteri Can'ı seviyordu. Can ise İpek Tanrıyar'ın canlandırdığı zengin karakteri. Can dayak mı yemişti yoksa aşağılanmış mıydı neydi bişeyler olmuştu. Cüneyt Arkın ona karate öğretecekti. Can'nın annesi istemiyordu.
 Karate Can'ı çok az hatırlıyorum. Az izledim. Gündüz öğle saatlerinde tekrarları yayınlanıyordu. Sanırım şimdinin Fox'u, o zamanların Tgrt'sindeydi.

Yeditepe İstanbul dizisi ise nasıl ilerleyecek bilmiyorum. Fakat uzun lafın kısası izlerim ben bu diziyi bundan sonra.

Nostaljik Diziler 2

Korona'nın (Corona, Covid 19) kol gezdiği bu günlerde biraz bloğumla ilgileneyim dedim.

810295656578 yıl aradan sonra Nostaljik Diziler 2 ile karşınızdayım. Bir önceki yazı için şurdan buyurabilirsiniz. Nostaljik Diziler 1


Herkül - Hercules: The Legendary Journeys




Hercules: The Legendary Journeys
Herkül

Türkçesi


Görüntü kalitesi daha iyi olanı, muhtemelen Fransızca.
Alttaki daha düşük kalite fakat İngilizce olanı.


 İmdb'nin demesine göre 1995-1999 Amerika -Yeni Zelanda ortak yapımı bir diziymiş.
Bu diziyle beraber sanırım Yunan mitolojisine dair ilk izlenimlerini edinmiş bir dolu insan vardır.Ben onlardan olmayabilirim. Sanırım öncesinde Herkül ile ilgili bir iki hikaye okumuşluğum vardı. Ama onları da net hatırlayamıyorum.(Erken alzhaymır belirtileri mi bunlar?) Çizgi filmi de vardı.(Disney harici olan da vardı)

 Her bölüm bir aksiyon oluyordu. Bir bölümünü bile hatırlayamıyorum ama..
Herkül gezinip dururdu. Yanında adını hatırlamadığım (2. resimde solda) bir arkadaşı vardı. Ama bu adam her bölüm var mıydı hatırlamıyorum. Büyük ihtimal şuan atıyorum ama onu Yekta Kopan seslendirmiş olabilir. Olmayabilir de...Hatta yüzde 98 ihtimalle o seslendirmemiştir. Adamı şuan tuhaf ve acayip bir şekilde Marty McFly'a benzettiğim için Yekta Kopan'dan başkası seslendirmiş olamaz gibime geldi. :)

 Herkül'ün başına türlü belalar gelirdi. Bunları da Hera adındaki üvey anası yapardı.  Kendisi bir nevi mitolojik fantastik dizinin her şeyin ardında olan büyük mafyası gibi bişeydi.
Onu pek göremedik ama..Muhtemelen kendisi bir tavus kuşu. Çünkü ardında hep bir tavus kuşu tüyü bırakırdı. Evet tamam dalga geçmeyi kesiyorum. Hera'nın yüzünü de gayet merak ederdim.
Zeus'un Eşi
Hera (tavus kuşu, Zeus'un zevcesi, Herkül'ün üvey annesi)
 Hera sanırım sonraki bölümlerde kendini gösteriyor. Fakat hatırlamıyorum. O bölümleri izlediğimi sanmıyorum.

Zeus (Anthony Quinn)
Hz. Hamza (Anthony Quinn)


 Bu arada Zeus'u oynayan adamın zamanında da The Message (Çağrı) filminde Hz. Hamza'yı oynamış olması hep ilgincime gitmiştir. Bu arada Çağrı filmi 1976 yapımıdır. Herkül dizisi ise 1995-1999.

Zeyna - Xena



 Zeyna kimdi? Prenses miydi? Bir amazon muydu? Hatırlamıyorum. Ama muhteşem dövüştüğünü,  muhteşem kılıç kullandığını ve hatta o yuvarlak şeyle de (üstte elinde tuttuğu şey) savaşabildiğini/frizbi gibi attığını hatırlıyorum. Ha bir de zılgıt çeker gibi bir ses çıkararak mı sıçrardı neydi...

 IMDB sitesine göre 1995 yılından 2001 yılına dek sürmüş. Yine Amerikan Yeni Zelanda ortak ürünü.


O zamanlardan aklımda kalan Xena aslında Zeyna diye değil de 'Zina' diye okunuyormuş derlerdi. Zina kulağa zina kelimesi gibi gelmesin diye Zeyna olarak çevrilmiş. Bilmem bu doğru mudur?.
Ama olabilir.

Çünkü şöyle bir örnek vereyim; İngilizcesi Pippi Longstocking, orijinali İsveçce Pippi Långstrump olan bir kitap var. Bu kitabın filmi ve çizgi filmleri var.
Bizim çevirilerimiz;
Uzun Çoraplı Kız, Uzun Çoraplı Pepe, Uzun Çoraplı Kız Pippi, Pippi Uzun Çoraplı Kız, Pippi Uzunçorap gibi bir durum da var.
Pippi'yi Pepe yapabildiğimize göre neden olmasın?
Büyük ihtimal Zeyna aslında Zina.
Bence Zeyna kulağa Zina'dan daha güzel geliyor zaten.

  Alttaki fotoğrafta en solda gördüğünüz Gabriela ile seyahat ederlerdi. (Gabriela'nın adını unutmamışım.)
Bazı bölümler Herkül dizisi ile ortaktı. Bu iki dizi birbirine benzerdi. Fantastik olaylar ve yaratıklar bolca bulunurdu. Sanırım sevgili de oluyorlardı Herkül ile...
 Ortak diziler deyince aklıma Buffy The Vampire Slayer ve Angel dizileri geldi. Ama o başka bir nostaljik diziler yazısına kalsın.


Yüz kişiden 99'u belki benzetmeyecek fakat ben  fotoğraflara bakınca Zeyna'yı biraz Hande Erçel'e benzettim. Ama çok da benzemiyor. Andırıyor sanki.






Bu dizilerin yayınlandığı dönemde 2 dizi daha vardı ki onları çok daha az hatırlıyorum.
Hele Simbat'ı hiç hatırlamıyorum. Ama vardı böyle bir dizi.
Simbat - The Adventures of Sinbad
 Yedi denizin hakimi diye tanıtımı yapılırdı. Bu yazıda içlerinde en az izlediğim dizi budur belki de. 
1996-1998 dönemine ait Kanada yapımı bir diziymiş.
 Altta 1. sezonunun introsunu izleyebilirsiniz. Ben izledim. 2. sezonunun introsunu buraya eklemesem de onu da izledim. Ama gene hatırlayamadım. Sadece şu alttaki sakallı adam karakteri biraz tanıdık geldi. Romsever bir karakter miydi acaba? Atıyorum şu an büyük ihtimal.




Tanıtım videolarını gördüğünüz üzere Herkül, Zeyna ve Sinbad oldukça benzer. Sanki  aynı elden çıkmış gibi. Zaten Zeyna ve Herkül Amerika-Yeni Zelanda ortak yapımı. Sinbad ise (ya da Simbat ) Kanada yapımı ve aynı modaya uymuş gibi. Çünkü diğerleri 1995de başlamış. Simbat 1996da.


Ve son olarak sıradaki karakterimiz ise...
Zenginden çalıp fakire dağıtan:

Robin Hood - The New Adventures of Robin Hood 

Bu dizinin görsellerini gördüğümde biraz şaşırdım. Çünkü ben Robin Hood'un yüzünü unutmuşum ama Küçük John ve Lady Marian'i hatırlıyorum. IMDB'ye bir de baktım ki Robin Hood'u oynayan kişi 1998'de değişmiş. Ama ben birinci Robin'i izledim. Yani fotoğraftaki olmalı. Saçı kahverengiydi çünkü benim hatırladığım.
Dizimiz Fransa-Amerika ortak yapımı. 1997-1999 yıllarına ait.
Yakıp atılan, hedefi 12den vurmuş oku da ortasından ikiye ayıran, ağacı delip geçen oklar sanırım bu dizideydi.
 Yalnız bişey dikkatimi çekti. Robin Hood İngilizlere ait bir hikaye. Ama dizi Fransa-Amerika ortak yapımı. Tamam Amerika neyse de...Fransa, ilginç.
Bir de 3 dizinin orijinal isimlerine bir bakalım:
 Hercules: The Legendary Journeys - Herkül: Efsanevi Yolculuklar
The Adventures of Sinbad - Sinbad'ın Maceraları
The New Adventures of Robin Hood - Robin Hood'un Yeni Maceraları

Biz böyle dizi ismi koysak millet bizi tefe koyardı. Önce biz kendimizi koyardık tabi.



Görüyoruz ki tüm bu 4 dizide de doksanlarda ejderhalara, yaratıklara, fantastik şeylere bolca doymuşuz.

Unutma Beni


Bilmem hatırlayanınız var mı? 2002 ya da 2003 yılında Metin Şentürk ve Şevket Altuğ'un bir dizisi vardı. Kanal D'de yayınlanıyordu .Fakat yayından kaldırılmıştı. Dizinin adı başlıkta da gördüğünüz üzere 'Unutma Beni'.
Sanırım dizinin adını çok içselleştirmiş olmalıyım ki bu dizi ara ara aklıma geliyor. Keşke bölümlerini yayınlasalar da izlesem. Ama yok.
Günümüz dizilerinden oldukça farklı bir diziydi. Hatta yayınlandığı dönemde de öyleydi. Keşke yayından kaldırmasalardı.
Konusu çalıntı bir şarkıydı diye hatırlıyorum.
Şevket Altuğ üçkağıtçı bir roldeydi galiba. Hırsızdı ve tütün kolonyası  müptelasıydı.
Metin Şentürk'ün babası olan karakter yıllar önce bir şarkı yapıyor. Bu şarkıyı karısı için yapıyor. Hatta plağı bile vardı.
Fakat nedenini hatırlamamamla birlikte karısı adamı terk ediyor. Üstelik 2-3 ya da 4 yaşlarındaki oğlunu da bırakarak. Bu oğul da (Metin Şentürk) merdivenlerden düşüyor ve kör oluyor. Baba oğul yıllarca birlikte yaşayıp gidiyorlar. Çocuk büyüyor ve bir gün televizyonda babasının annesi için yaptığı şarkıyı ünlü bir şarkıcının söylediğini duyuyor. Bu nasıl olur diyerek sinirleniyor, hesap sormak ve herkese gerçeği söylemek için İstanbul'a gidiyor. İstanbul'da Şevket Altuğ ile karşılaşıyor. Şevket Altuğ parasını çalıyor fakat karakolda onu teşhis edebiliyor. Nasıl mı? Tütün kolonyası sayesinde. Şevket Altuğ'un canlandırdığı karakter öyle bir tütün kolonyası müptelası ki...
Metin Şentürk'ün canlandırdığı karakteri teşhis etmesine ediyor fakat karakolda hırsızla bir anlaşma yapıyorlar ve o da komisere şöyle diyor:
- Komiserim, benim paramı çalan hırsız lavanta kolonyası kokuyordu. Tütün kolonyası değil...

Böylece karakoldan çıkıyorlar. Sonra Şevket Altuğ Metin Şentürk'e gerçekten yardım ediyor ve onu Beyaz Show'un stüdyosuna götürüyor. Neden mi? Çünkü şarkıyı çalan şarkıcı o gece konuk olacak.
Davetiyeleri yok. Öylece kapıda bekliyorlar. Görevliler davetiyeleri olmaması sebebi ile onları içeri almıyor. O sırada Beyazıt Öztürk geliyor ve Şevket Altuğ ' Sizin hayranınız. Gözleri görmüyor. Taa Bursa'dan sizin için geldi.' diyor. (Şehir farklı olabilir.)
Beyazıt Öztürk de ' Taa ordan gelmiş ha. İyi, geçin.' diyor. Ve böylece içeri giriyorlar.
Metin Şentürk seyirciler arasından çıkıp söz alıyor ve 'Bu şarkı sizin değil. Bu şarkıyı babam annem için yaptı. Yalnız siz bazı sözlerini değiştirmişsiniz. Bu şarkı babamın.' diyerek şarkının orijinalini söylemeye başlıyor.
Fakat Metin Şentürk'ü susturuyorlar ve Şevket Altuğ ile birlikte dışarı atıyorlar.
Şarkıyı söyleyen  kadının sanırım çalma olaylarından gerçekte haberi yoktu. Onun arkadaşı ya da sevgilisi olan bir adam vardı. Şarkıyı yapan o. Dolayısıyla çalan da o oluyor.

Metin Şentürk şarkının onlara ait olmadığını kanıtlamak için yollar arıyordu. Fakat zamanında babasının plağı kırmasından mütevellit kanıtlayamıyordu.
Bu arada Beyaz Show'a çıktığı o gece ekran başında onu izleyen önemli biri var. O da annesi.
Kadın canlı yayını izlerken doğal olarak şok oluyor. ' Benim oğlum kör değildi. ' diyor.
Babasının kırdığı plağın aynısından annesinde de var.
Fakat izlediğim bölümlerde anne ve oğul bir araya gelemediler.
Sonra bir de bir hırsızlık yapıyorlardı.
Neredeyse bir kahve dolusu adam, bunların içinde Şevket Altuğ ve Metin Şentürk de var. Büyük bir kasayı çalıyorlar. Sanırım kıraathaneye getiriyorlar ve nerede saklayacaklarını şaşırıyorlardı. Metin Şentürk de 'Bazen insan gözünün önündekini bile göremez' türü laflarla akıl veriyordu ve kasanın üstübe bir örtü atıyorlardı. Üstüne de saksı falan koyuyorlardı galiba. Ya da üstünde kağıt oynuyorlardı.
Hatırlayabildiklerim bunlar.
Güzel bir diziydi.

Nostaljik Diziler 1

Bizim Ev - Full House

Bu dizide kalabalık bir aile vardı.3 kızı olan bir baba.Bir dayı..ve yanlış hatırlamıyorsam bir amca.(Sonradan dayının evlenmesi ile daha da kalabalıklaşırlardı)
 Sadece üç karakterin adını hatırlıyorum.Zaten en sevdiklerim de onlardı. :)
Mini mini Michelle
Bu karakteri Mary Kate  ve Ashley Olsen kardeşler canlandırmıştı.
Michelle başta epey minik iken ilerleyen zamanda büyümüştü.
Bu dizi ile beraber ünlenen ikiz kardeşler daha sonra epey bir filmde rol aldılar.
Stephanie
Sevdiğim bir diğer kız kardeş.Aslında bu karakteri çok da hatırlamıyorum.Ama sevdiğimi hatırlıyorum.Galiba ortanca çocuk olmaktan pek hoşlanmazdı.
Üçüncü kız kardeşin adını hatırlamıyorum.Kendisi en büyük kız oluyor.Başta hiç sevmezdim.Sonradan alışmıştım.Ama pek sevmezdim.
Jesse 
Evin dayısıydı.Galiba olayların çoğu onun yüzünden çıkardı.Diziyi hareketlendiren karakterdi.Bir bölümde televizyonda canlı yayında altta yüzünde görmüş olduğunuz o şeffaf maskemsi şeyi satmaya çalışıyordu.Bu maskemsi şeyin amacı yüze hiç bulaştırmadan saçı spreylemek gibi bir şeydi.Ama kazara canlı yayında saç spreyi yerine pembe boyayı alıp saçına püskürtünce saçı pespembe olan Jesse dayıya durumu yanındakiler değil de telefonla bağlanan kişi söylüyordu.

Full House 7. sezon Açılışı

Luz Clarita
Valla bu dizinin adını doğru hatırlamamın yegane sebebi açılışında çalan şarkı olabilir.Artık hafızamda nasıl yer etmişse..Sırf bu şarkıyla buldum diziyi.Luz Claritaaa Luz Claritaaaa a aa elosdrubjcdkç elasu derelamorçxs cdcd cdcdxx....Evet devam sözleri çıkmıyor ama nakaratın büyük bir kısmı Luz Claritaydı. :D Bu diziyi izlemiş olan varsa diziyi hatırlamasa bile şarkıyı mutlaka hatırlar.
Aha da şu:

                   
Güzel şarkıydı.Severdim ben..

Wikipedia'dan baktığım kadarıyla bir Meksika dizisiymiş.
Bu diziyle ilgili hatırladıklarım şunlar..
Luz Clarita yetimhanede olan yetim bir kızdı.Zengin bir aile onu kızına arkadaşlık etsin diye evine alıyordu.Ama evlat edinmiyorlardı galiba. Luz Clarita yetimhanenin okulunda okumaya devam ediyordu.Bir sürü rahibe vardı.
Aslında çok ilginç..Evlat edinmeden yanlarında kalmasına yetimhane nasıl izin veriyor acaba?Buraları hatırlamadığımdan benim için bir muamma.Neyse burayı geçelim.
Zengin ailenin evindeki 2 kişi dışında Luz Clarita'ya herkes çok iyi davranırdı.Bu kötü davrananlardan biri Mariela ki arkadaşlık etmesi gereken zengin kızdır..Diğeri de Mariela'nın öğretmeni olan bir kadındı.
Aslında öğretmen bi bıraksa Mariela Luz Clarita ile çok iyi anlaşacaktı.Ama her seferinde Mariela'yı Luz Clarita'ya karşı doldururdu.Mariela da zaten sinirli yahut huysuz bir kızdı. Luz Clarita ise bir melekti.
Öğretmen olan kadın daha sonraları erkek arkadaşına mıydı neydi Mariela'yı kaçırtıyordu.
Mariela'nın annesi ölmüştü.Babası ve bir abisi vardı.Evin hizmetçisi bu abiye aşıktı.Abi de boş kalmıyordu.
Sonradan sonradan Mariela ve Luz Clarita kardeş gibi oluyorlardı.
Ha bir de dikkatimi çeken bir diğer şey de Luz Clarita geceleri yatmadan  evvel saçını mutlaka örerdi.
Şimdi dikkatimi çeken bir diğer şey de sanki Luz Clarita'nın saçına ombre yapılmış gibi.

Siyah İnci - Perla Negra

Aslında bu diziyi çok da iyi izleyemedim.Zaten saatini de değiştirdikleri için bi süre sonra izleyemez olmuştum.Gelgelelim şarkısını yine sevip hatırladığım bir dizi.Ama bu sefer şarkıdan dizinin adı falan anlaşılmıyor.
Bu dizinin adının Siyah İnci olduğunu hatırlıyordum.Ama internette siyah inci olarak aratınca ya karşıma Siyah İnci kitabı ya da Karayip Korsanları'ndaki gemi çıkıyordu.Sonraları fotoğraflarını eklediler herhalde bi birşey oldu..Çünkü bulabilmiştim.Ama ne şekilde aradım nasıl buldum hatırlamıyorum..
Orijinal adını bulunca youtube videolarına ulaşabilmiştim.Aklımda heykellerin arasından görünen Eva olarak yer etmiş açılış şarkısını da buldum.Şimdi ise 'siyah inci dizi' diye aratınca ulaşmak çok kolay.Eskiden böyle miydi?Her yer dutluktu... :)
Biraz daha hatırlatayım.Zamanında az aramadım.

  
Bu dizi İMDB'nin demesine göre bir Arjantin dizisiymiş.Ama şarkısını dinledikten sonra biri Fransızca bu dese de aldırmaz Fransızca derdim.Nakaratı kulağıma Fransızcayı çok hatırlatmakta zira.Ama tabiki de diziden belli Fransa ile alakası yok.

Alttaki videoda dizinin açılış şarkısı mevcut ama uyarmadı demeyin görüntü kalitesi düşük.
                         
Çok yazdım ettim ama hala dizinin konusundan bahsetmedim.
Dizide yine bir yetimhane söz konusu.Ama bu sefer kızımız daha büyük.
Perla bebekken bir avuç siyah inci ile yetimhaneye bırakılmıştır.Videonun 00:50 saniyesinde görebilirsiniz.
O zamanlar siyah inci olduğu-olabileceği fikri çok ilginç gelmişti.Şekilleri de yusyuvarlak değil hem..
Perla'nın yetimhanede çok yakın bir arkadaşı var.Adı Eva.Aslında bu bölümleri hiç izleyemedim.Ama benim izlediğim bölümlerde hep bundan bahsederlerdi.Eva bir gün hamile kalıyor ve bir bebeği oluyor.Herhalde yaşları büyüdüğü için ya da bebek yüzünden yetimhaneden ayrılıyorlar.Galiba Eva zengin birilerinin akrabası falan mı çıkıyor orası tam olarak ne bilmiyorum..Bir araba kazası oluyor ve Eva ölüyor.Kaza olduğu sırada Perla da orada..Bu kaza ile kimlikleri karışıyor.Herkes onu Eva sanıyor.Ama Perla bu durumu hiç bozmuyor.Zaten en iyi arkadaşının bebeği de ortada kalmasın diye herhalde bebeği sahipleniyor.Kazada ölen kişiyi herkes Perla sanıyor.
Her latin dizisinde (aslında sırf latinler değil galiba hemen hemen her dizi böyle)olmazsa olmaz o zengin evine n e sebeple gidiyor işte orayı bilmiyorum.O yüzden tahminim Eva'nın zenginlerin akrabası kızı vs bişeyi olması.
Herhalde Eva gerçekten bu ailenin bir yakını olmalı ki şirketi o yönetmeye başlıyor gibi bir şey oluyor.
(Not:Bundan sonra Perla'dan Eva olarak bahsedilecektir.)
Üstelik bi yanda da evde çocuğu var ama kimse bu çocuğa bişey diyor mu hatırlamıyorum.
Biraz karıştı ama daha da karışacak..Yarım yamalak izleyince ve yarım yamalak hatırlayınca böyle oluyor.
Nerde kaldık?Eva şirkette yönetici gibi bir şey oluyor.
Şirketin diğer yarısı falan herhalde başka bir aileye ait.O yüzden Eva yönetici olsa da tek yönetici değil.(Buralar hep tahmin :( )
İşte bu diğer yönetici gibi olan taraftaki kişi aslında gerçek yani ölen Eva'nın çocuğunun babası.Ama aptal herifin haberi yok bişeyden.Onun işi gücü kadınlar.Başta çocuğu olduğunu bilmiyor herhalde.Zaten ne Eva'nın ne de Perla'nın yüzünü bile hatırlamıyor doğru düzgün.İkisi didişip dururlardı.Tabiki de aşık oluyorlardı...Dizimizin çifti onlar.
Bir de bu adamın bir kız kardeşi vardı.Kısa saçlıydı.Saç kesimi değişikti.

Böyle karman çorman bişey işte...Höööff..Anlatmaya çalışırken daraldım yeminlen.Belki de ilerki bölümlerde daha da karıştırmışlardır her şeyi..Ama şimdi yayınlansa meraktan kesin izlerdim bu diziyi.Hoş...Kimse 1994 yapımı bu diziyi tekrar yayınlamaya kalkışmaz.
Anlatmaya devam edeyim bari...
Eva'nın kaldığı zenginler evinde kör olan bir kadın var.Videonun 00:40 saniyesinde görülebilir.Bu kadın aslında kör değil.Niye kör taklidi yaptığını hatırlamıyorum.Ama muhtemelen bir zamanlar yediği bir halt yüzünden.Şöyle ki bu kadın Eva'nın yani Perla'nın gerçek annesi.Ama kör taklidi ne alaka bilmiyorum.
Bu kadın huysuz ve sinirli biri.Başlarda Eva'yı pek sevmiyor.Sonra sevmeye başlıyor.Bir akşam yemeğinde Eva yetimhanede onunla birlikte bırakılan incilerden birini kulağına küpe olarak takıyor.Bu kadın da inciyi görünce çıldırıyor.Herhalde sonraları Eva o kadının aslında annesi olduğunu...O kadın da Eva'nın kendi kızı olduğunu öğrenmiştir.Ama oraları izleme şansım olmadı.
Ha bir de gerçek Eva ölmüş olsa da Perla sürekli onun ruhunu görüp konuşuyordu.Böyle fantastik bir yanı da vardı.
Eva bebeğin babası olan adama sarışın derdi.Bu benim çok tuhafıma giderdi.Siyah inci olmasından 100 kere daha ilginçti.Çünkü adam sarışın değildi. :d Yoksa ben mi yanlış hatırlıyorum?Kumral dediğini de sanmıyorum.
Buna istinaden adam (adını hatırlamıyorum) da ona kızıl derdi.Ama bu doğruydu.Eva kızıl saçlıydı. :)
Eva çok güzeldi.Oldukça zekiydi.
Giyim stili de çok hoşuma giderdi.
Alacağın olsun TRT...Yayın saatini değiştirdin de eline daha çok mu reyting geçti. :(
Ha belki de hikayesi hatırladığımdan da saçmaydı...Ama izleyebilmiş olsaydım merak etmeyecektim.Kendi kendime izlemeyi bırakırdım.Hikayenin ilerde izlenemeyecek düzeyde saçmalatıldığını düşünüp kendimi avutmaya çalışıcam.Zaten kesin öyledir..Öyledir..Öyledir..Evet.